Resilience -Psikolojik Dayanıklılık- Nedir?

Resilience, bireylerin zorluklarla başa çıkabilme, stresli durumlarla karşılaştıklarında uyum sağlayabilme ve yıkıcı deneyimlerden bir şeyler öğrenerek başa çıkabilme kapasitesi olarak tanımlanır. Çocukların, hayatın karşılarına çıkarttığı çeşitli zorluklarla baş edebilme kapasitesini geliştirmesi, onların genel iyi oluşları ve çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yetişkinliğe yaşam boyu başarıları açısından kritik bir rol oynar.

Resilience, sadece kriz anlarında değil, günlük yaşamda karşılaşılan küçük engellerle baş edebilme açısından önemli bir beceridir. Bireyler doğuştan gelen, zorlu deneyimler sonrasında iyileşme becerisine sahiptir. Ancak bireyin kişilik özelliklerinin yanı sıra, bebeklikten itibaren çevre ile etkileşiminin de resilience becerilerini etkilediği görülmektedir. Yapılan araştırmalar, doğumdan itibaren duyarlı ve destekleyici bakım verenlerle büyüyen çocukların resilience becerilerinin daha güçlü olabileceğini öne sürüyor.

Resilience Doğumdan İtibaren Nasıl Geliştirilebilir?

Okul öncesi dönem, çocukların karakterlerinin ve kişilik özelliklerinin şekillendiği kritik bir dönemdir. Bu dönemde çocuklarınızın resilience becerilerini geliştirmek için ebeveynlerin alabileceği çeşitli önlemler ve stratejiler bulunmaktadır:

1. Güvenli Bağlanma İlişkileri Kurma: Çocuklar, ebeveynleriyle güvenli bir bağ kurduklarında kendilerini güvende hissederler. Güvenli bağlanma, çocukların kendilerine güvenmelerini ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur. Ebeveynlerin duyarlı, sevgi dolu ve destekleyici bir yaklaşım sergilemesi, bu güvenli bağlanmayı destekler.

Örneğin, “Beni üzmüş olsan bile seni sevdiğimi unutma. Her zaman yanındayım.” ifadeleri çocuğunuzla sevgi ve güven dolu bir ilişki kurmanıza yardımcı olabilir.

2. Öz Yeterlilik ve Problem Çözme Becerilerini Teşvik Etme: Çocuklar, kendi

başlarına problem çözme fırsatları bulduklarında öz yeterlilik duyguları gelişir.

Basit görevleri başarmalarına yardımcı olun ve küçük başarılardan dolayı onları takdir edin. Bu, çocukların kendi yeteneklerine olan güvenlerini artırır. Bunu basit bir ifadeyle “Bu yapbozu yapabileceğini biliyorum, sana yardımcı olacağım. Denemeye ne dersin?” şeklinde yansıtabilirsiniz.

3. Duygusal Düzenleme Becerilerini Öğretme: Çocuklara duygularını tanımayı ve ifade etmeyi öğretmek, stresle başa çıkmalarına yardımcı olur. Örneğin, duygusal tepkilerini yönetmeleri için çeşitli nefes alma egzersizleri ve rahatlama teknikleri gösterebilirsiniz. “Çok öfkelendiğimde gözlerimi kapatıp bir elimde çiçek, diğerinde mum varmış gibi, çiçek koklayıp mumu söndürüyorum. Sen de böyle yapabilirsin.” benzeri bir nefes egzersizi önermek işlevsel olabilir.

4. İyimserlik ve Pozitif Düşünmeyi Teşvik Etme: Çocuklara olumlu düşünme alışkanlıkları kazandırmak, zorluklarla karşılaştıklarında daha iyimser bir tutum sergilemelerine yardımcı olabilir. Her durumda olumlu bir yön bulmaya çalışmak, çocukların dayanıklılığını artırır.

5. Sosyal Becerileri Geliştirme: Sosyal beceriler, çocukların başkalarıyla etkili bir şekilde iletişim kurmasını ve sosyal destek almasını sağlar. Oyunlar ve grup aktiviteleri, çocukların sosyal becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.

Ebeveynler Olarak Çocuğumuzun Resilience Becerilerini Nasıl Geliştirebiliriz*

1. Model Olma: Çocuklar, ebeveynlerini rol model olarak görürler. Kendi resilience yeteneklerinizi sergileyebilirsiniz. Stresli durumlarla başa çıkma yöntemlerinizi çocuklarınızla paylaşmanız onlara bu konuda yardımcı olabilir.

2. Sakin ve Destekleyici Tutum: Zorlu durumlar karşısında sakin kalmaya çalışmak ve çözüm yolları aramak, çocuğunuzun benzer bir durumda ne yapabileceğini ile ilgili bir yol göstericiye sahip olduğunu hissettirebilir. Çocuklar, ebeveynlerinin nasıl tepki verdiğini gözlemler ve bu davranışları taklit ederler.

3. Etkili İletişim ve Bağlantı Kurma: Çocuklarınızla kaliteli zaman geçirmek ve onların duygusal ihtiyaçlarını karşılamak oldukça önemlidir. Yaşadıkları zorlu deneyimleri paylaşırken merakla dinlemek, fikirlerini sormak onunla gerçek ve doyurucu bir ilişki kurmanıza yardımcı olabilir. Bu tür güçlü bağlantılar, çocuklarınızın kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.

4. Geri Bildirim: Çocuklarınıza çeşitli görevleri yerine getirmeleri için fırsatlar sunabilirsiniz. Bu süreçte onları olumlu geri bildirimlerle desteklediğinizde özyeterlilik algısı gelişecektir. Başarısızlık durumlarında da çaba göstermenin ve pes etmemenin önemini anlatmak çocuğunuzun yılmazlık becerisini kazanmasını destekleyebilir.

5. Küçük Başarıların Kutlamak: Çocuklarınızın her küçük başarısını kutlayabilirsiniz. Bu, onların kendine güvenlerini artırır ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerini güçlendirir.

Okul öncesi dönem, çocuklarımızın resilience becerilerini geliştirmeleri için önemli bir fırsattır. Ebeveynler olarak, her ne kadar çocuklarımızın her zaman keyifli ve mutlu olmalarını istesek de, onlara stres ve hayal kırıklıklarının olmadığı bir dünya sunmaya çalışmak, onların zorluklarla baş edebilme gücünü ve psikolojik sağlamlık becerilerini geliştirmemizi sınırlandırıyor. Bunun yerine yaşadıkları zorlu deneyimlerde ebeveyn olarak her zaman destekleyici konumda olmak, duygularını yaşamalarına izin vermek ve eşlik etmek bu becerilerin gelişimine katkı sağlayacaktır.

Çocuklarımıza güvenli bağlanma, öz yeterlilik, duygusal düzenleme, pozitif düşünme ve sosyal beceriler kazandırma konusunda aktif bir rol oynamalıyız. Bu yaklaşımlar, çocukların hayatın getirdiği zorluklara karşı dayanıklılıklarını artırmalarına ve başarılı bir birey olmalarına yardımcı olabilir. Çocuğunuzun Resilience becerilerine katkı sunmak için aşağıdaki kaynaklara göz atabilirsiniz.

Çocuklar İçin Psikolojik Sağlamlık Çalışma Kitabı

igloobooks – Caren Baruch-Feldman PhD – Rebecca Comizio MA MEd

İçimdeki Güç – Jayneen Sanders

Related Articles

Erken Çocukluk Döneminde Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Bilinci

Erken Çocukluk Döneminde Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Bilinci

Erken çocukluk dönemi, çocukların bedensel farkındalıklarının geliştiği, kendilerini ve çevrelerini keşfettikleri, temel sosyal ve duygusal becerilerin şekillendiği oldukça kıymetli bir gelişim evresidir. Bu dönemde çocukların cinsel kimliklerinin temelleri atılırken, aynı zamanda mahremiyet algıları da oluşmaya başlar. Özellikle mahremiyet bilincinin oluşumunda ebeveynlerin destekleyici rehberliği, açık iletişimi ve pozitif yaklaşımı önem taşımaktadır.

Çocuklarda Ekran Kullanımı

Çocuklarda Ekran Kullanımı

Günümüzde ekran kullanımı her yaştan bireyin günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak gelişim çağındaki çocuklar söz konusu olduğunda, ekran kullanımının etkileri çok daha belirgin ve doğrudan hissedilmektedir. Erken çocukluk dönemi; bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor becerilerin hızla geliştiği kritik bir evredir. Bu dönemde ekran karşısında geçirilen süre ve izlenen içerik, çocukların öğrenme biçimlerini, iletişim becerilerini ve çevreleriyle kurdukları etkileşimleri güçlü bir şekilde etkilemektedir.

Duyguları Tanımak, İfade Etmek ve Düzenlemek: Çocukların Duygusal Yolculuğu

Duyguları Tanımak, İfade Etmek ve Düzenlemek: Çocukların Duygusal Yolculuğu

Duygular, çocukların dünyayı anlamlandırmalarında ve başkalarıyla iletişim kurmalarında önemli bir yere sahiptir. Mutluluk, üzüntü, öfke, korku, şaşkınlık gibi temel duygular okul öncesi dönemde yoğun bir şekilde deneyimlenir. Ancak bu duyguları fark etmek, doğru şekilde ifade etmek ve gerektiğinde düzenlemek çocuklar için doğuştan gelen bir beceri değil; zaman içinde gelişen bir süreçtir.