Çocuklarda Ekran Kullanımı

Günümüzde ekran kullanımı her yaştan bireyin günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak gelişim çağındaki çocuklar söz konusu olduğunda, ekran kullanımının etkileri çok daha belirgin ve doğrudan hissedilmektedir. Erken çocukluk dönemi; bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor becerilerin hızla geliştiği kritik bir evredir. Bu dönemde ekran karşısında geçirilen süre ve izlenen içerik, çocukların öğrenme biçimlerini, iletişim becerilerini ve çevreleriyle kurdukları etkileşimleri güçlü bir şekilde etkilemektedir.

Günümüzde ekran kullanımı her yaştan bireyin günlük yaşamının vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Ancak gelişim çağındaki çocuklar söz konusu olduğunda, ekran kullanımının etkileri çok daha belirgin ve doğrudan hissedilmektedir. Erken çocukluk dönemi; bilişsel, dil, sosyal-duygusal ve motor becerilerin hızla geliştiği kritik bir evredir. Bu dönemde ekran karşısında geçirilen süre ve izlenen içerik, çocukların öğrenme biçimlerini, iletişim becerilerini ve çevreleriyle kurdukları etkileşimleri güçlü bir şekilde etkilemektedir.

Aşırı ekran maruziyeti, çocukların dikkat süresini kısaltarak oyun ve öğrenme süreçlerini olumsuz etkileyebilir. Oysa erken çocuklukta gelişimin en temel yapı taşı, oyun yoluyla öğrenme ve keşiftir. Uzun süre ekran karşısında kalan ve yoğun uyaranlara alışan çocuklar, günlük yaşamda aynı düzeyde uyarıcıyla karşılaşamadıkları için farklı tepkiler gösterebilirler. Bu durum; oyun esnasında dalıp gitme, dikkatini sürdürmekte zorlanma ya da dürtüsel davranışlar sergileme şeklinde ortaya çıkabilir. Fazla ekran süresi aynı zamanda çocuğun yaratıcılık, hayal gücü ve problem çözme becerilerini de sınırlandırabilmektedir.

Ekran kullanımının en belirgin etkilediği alanlardan biri dil ve iletişimdir. Çocuklar dili en iyi karşılıklı etkileşim yoluyla yani maruz kalarak öğrenirler, uzun süre ekran kullanımı bu durumu olumsuz etkilemektedir. Araştırmalar, özellikle konuşmaya yeni başlayan çocuklarda ekran maruziyetinin konuşmanın başlamasını geciktirdiğini göstermektedir. Bu nedenle erken dönemde ekranın sınırlanması, dil gelişiminin sağlıklı ilerlemesi açısından kritik bir öneme sahiptir.

Sosyal ve duygusal gelişim açısından ekran süresi önemli bir risk faktörüdür. Çocuklar empati kurmayı, duygularını ifade etmeyi ve sosyal ilişkilerde nasıl davranacaklarını en çok akranlarıyla oyun oynarken veya yetişkinlerle kurdukları yüz yüze etkileşimlerde öğrenirler. Ekran karşısında geçirilen sürenin artması, bu doğal öğrenme fırsatlarını azaltarak sosyal-duygusal gelişimi olumsuz yönde etkileyebilir.

Fiziksel gelişim de ekran kullanımından doğrudan etkilenmektedir. Uzun süre hareketsiz kalmak hem ince motor hem de kaba motor becerilerinin gelişimini yavaşlatabilir. Çocukların bu becerileri geliştirmeleri için oyun ve hareket etmenin vazgeçilmez olduğunu unutmamak gerekir.

Çocuklarda Ekran Kullanımı İçin Bilimsel Öneriler

Erken çocukluk döneminde ekran kullanımına ilişkin bilimsel öneriler, çocukların gelişimsel ihtiyaçları göz önünde bulundurularak şekillendirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 3–4 yaş grubundaki çocukların ekran başında geçirdikleri sürenin günde 1 saati aşmaması gerektiğini, hatta bu sürenin daha az olmasının çok daha yararlı olacağını vurgulamaktadır (World Health Organization [WHO], 2019). İçeriklerin ise kaliteli, eğitici ve mümkünse ebeveyn eşliğinde izlenmesinin önem taşıdığını belirtmektedir. Ayrıca uzmanlar, ekran süresini tek bir uzun zaman dilimi yerine 10-15 dakikalık kısa aralıklara bölmenin ekranın olası olumsuz etkilerini azaltacağını vurgulamaktadır.

Sağlıklı Ekran Kullanımı İçin Ailelere Öneriler

Çocukların ekranla kurdukları ilişkiyi sağlıklı hale getirmek için ailelerin aktif rol alması oldukça önemlidir. Ekran süresini çocukla birlikte geçirmek, izlenen içerikleri sohbetle pekiştirmek öğrenmeyi destekler. Seçilen içeriklerin yaşa uygun, şiddet ve hızlı sahnelerden uzak, mümkün olduğunca eğitici olmasına özen göstermek de gelişim açısından kritik bir noktadır. Ekran kullanımını günün belirli bir zaman dilimine sabitlemek, çocuk için öngörülebilir bir rutin oluşturur ve kontrolü kolaylaştırır. Ayrıca yemek masası ve yatak odası gibi alanları ekransız bölgeler haline getirmek hem aile içi iletişimi güçlendirir hem de uyku düzenini korur. Tüm bunların yanında ebeveynlerin kendi ekran sürelerini sınırlandırarak çocuklarına rol model olmaları da kritik bir öneme sahiptir.

Kısaca süreyi sınırlamak, içerikleri dikkatle seçmek ve yetişkinlerin çocuğa iyi bir rol model olması, sağlıklı ekran kullanımı için en temel adımlardır.

Related Articles

Erken Çocukluk Döneminde Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Bilinci

Erken Çocukluk Döneminde Cinsel Gelişim ve Mahremiyet Bilinci

Erken çocukluk dönemi, çocukların bedensel farkındalıklarının geliştiği, kendilerini ve çevrelerini keşfettikleri, temel sosyal ve duygusal becerilerin şekillendiği oldukça kıymetli bir gelişim evresidir. Bu dönemde çocukların cinsel kimliklerinin temelleri atılırken, aynı zamanda mahremiyet algıları da oluşmaya başlar. Özellikle mahremiyet bilincinin oluşumunda ebeveynlerin destekleyici rehberliği, açık iletişimi ve pozitif yaklaşımı önem taşımaktadır.

Duyguları Tanımak, İfade Etmek ve Düzenlemek: Çocukların Duygusal Yolculuğu

Duyguları Tanımak, İfade Etmek ve Düzenlemek: Çocukların Duygusal Yolculuğu

Duygular, çocukların dünyayı anlamlandırmalarında ve başkalarıyla iletişim kurmalarında önemli bir yere sahiptir. Mutluluk, üzüntü, öfke, korku, şaşkınlık gibi temel duygular okul öncesi dönemde yoğun bir şekilde deneyimlenir. Ancak bu duyguları fark etmek, doğru şekilde ifade etmek ve gerektiğinde düzenlemek çocuklar için doğuştan gelen bir beceri değil; zaman içinde gelişen bir süreçtir.

Çocuğunuzun Okula Uyum Süreci: Aileler İçin Rehber

Çocuğunuzun Okula Uyum Süreci: Aileler İçin Rehber

Okula başlamak, çocukların ev ortamı dışında kendi yollarını keşfetmeye başladıkları önemli bir dönüm noktasıdır. Bu süreç; yeni arkadaşlıklar, oyunlar ve keyifli deneyimlerle dolu yepyeni bir başlangıç sunar. Ancak her yeni başlangıç gibi, bu dönemin de bir alışma süreci ve beraberinde getirdiği duygular olabilir.