Çocukların güvenli çevreden yeni bir ortama geçerken farklı tepkiler göstermesi oldukça doğaldır. Tıpkı yetişkinlerin yeni bir işe başlarken veya farklı bir ortama girerken yaşadıkları duygular gibi, çocuklar da benzer iniş çıkışlar yaşayabilir. Bu, gelişimlerinin doğal bir parçasıdır. Aynı şekilde ebeveynlerin de benzer duygular yaşaması insani ve anlaşılabilir bir durumdur.
Çocuğun okula güvenle ve içten bir bağlılıkla adapte olmasında ailelerin desteği çok kıymetlidir. Siz ebeveynler, bu süreci ne kadar doğal ve hayatın rutin bir parçası gibi yansıtırsanız, çocuklarınız da kendilerini o kadar güvende hissedeceklerdir.
Okula Başlamadan Önce ve Oryantasyon Haftası
- Çocuğunuzla okul hakkında keyifli sohbetler edin. Yeni arkadaşlar, oyunlar, bahçede koşmak, şarkılar söylemek gibi konulara değinin. Evde keyifle yaptığı etkinlikleri okul ortamında da sürdürebileceğini hatırlatın.
- Sizlerle paylaşılacak kitap listesinden faydalanın. Kitapları ses tonunuzu değiştirerek, karakterleri canlandırarak okuyun. Oyuncaklarla hikâyeyi oynamak süreci daha eğlenceli hale getirir.
- Çocuğunuza öğretmenlerini tanıtın. Onların destek olmak, oyun oynamak ve yeni şeyler öğretmek için orada olduğunu anlatın.
- Okulun önünden geçerken küçük sohbetler edin: “Acaba bahçede çocuklar yokken kediler mi oynuyordur?” gibi hayal gücünü harekete geçiren sorular sorun.
- Okul alışverişini birlikte yapın. Çocuğun kendi çantasını seçmesi aidiyet duygusunu artırır. Eşyalarını etiketlerken yanına kalp ya da gökkuşağı gibi tanıdığı semboller ekleyin.
- Tatil sonrası uyku düzenini yavaş yavaş düzeltin. Ağustos itibarıyla 10’ar dakikalık küçük ayarlamalar yapmak kolay bir geçiş sağlar.
- Kendi okul anılarınızı paylaşın: “Ben de ilk gün çok heyecanlanmıştım, ama o kadar eğlendim ki ertesi gün hemen gitmek istemiştim.”
Oryantasyon Günleri
- Güne erken başlayın ve keyifli bir kahvaltıyla hazırlanın.
- Oryantasyon günlerinde yemek servisi olmayacağından evde besleyici bir kahvaltı yapın.
- Çocuğunuzun duygularını dinleyin. Endişelerini yargılamadan kabul edin, kendi okul anılarınızı paylaşarak tanıdık bir bağ kurun.
- Günün nasıl geçeceğini anlatın. “Seni kapıda bırakacağım, şu saatte seni alacağım” gibi net cümleler kullanın.
- Kaygılarınızı öğretmenlerle paylaşırken çocuğun yanında olmamasına dikkat edin.
- Vedalaşmaları kısa ve net yapın. “Öğleden sonra görüşürüz” gibi net ifadeler kullanın. Uzatılan vedalar çocuğun kaygısını artırır.
Okulun İlk Haftası: Ayrılıktan Sonra
- Çocuğunuzun güvenli ellerde olduğunu bilerek derin bir nefes alın.
- Eğer ağlarsa, öğretmenler onu sakinleştirmek için destek olacaktır. Gerekli durumlarda size kısa bilgilendirmeler yapılacaktır.
- Çocuğunuzu kapıda teslim ettikten sonra geri dönmeyin. Görünmeniz, ayrılığı yeniden tetikleyebilir.
- Çocuğunuzu almaya zamanında gidin ve onu gülümseyerek karşılayın. Gününü öğrenmek için açık uçlu sorular sorun: “Bugün en çok hangi oyunu sevdin?”, “Sınıfta yeni kiminle tanıştın?”
- Gün sonunda “Okula gitmek istemiyorum” diyebilir. Bu çoğunlukla sizi test etme yöntemidir. Empati kurun ama rutini bozmadan devam edin.
- “Sevsen de sevmesen de gitmek zorundasın” gibi cümlelerden kaçının. Okula gitmenin diş fırçalamak gibi günlük bir rutin olduğunu anlatın.
- Okulu ödülle ilişkilendirmeyin. Önemli olan öğrenmenin ve arkadaşlığın kendi başına değerli olduğunu hissettirmektir.
- İlk günlerde günlük rutini olabildiğince sabit tutun. Çocuklar için belirsizlik en zorlayıcı faktördür.
Her çocuk farklı bir hızda uyum sağlar. Önemli olan, sabırlı ve tutarlı bir yaklaşım sergilemektir. Çocuğunuzun okul yolculuğu, sizin desteğiniz ve güveninizle çok daha huzurlu ve keyifli hale gelir. Unutmayın, bu süreçte yalnız değilsiniz. Öğretmenler, yöneticiler ve okul psikoloğu ailelerle iş birliği içinde çocuğun yanında olmaya devam edecektir.




